
Almanya’da kamu kurumlarında ırkçılık çoğu zaman açık hakaret ya da saldırı şeklinde değil. Karar süreçlerinde, rutin uygulamalarda ve kurumsal yapılarda ortaya çıkıyor. İçişleri Bakanlığı destekli kapsamlı araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya koydu
ALMANYA'DA kamu kurumlarındaki ırkçılığa ilişkin şimdiye kadarki en kapsamlı bilimsel çalışma, sorunun çoğu zaman “görünmez” olduğunu ortaya koydu. Leipzig Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen ve Federal İçişleri Bakanlığı tarafından desteklenen “Kurumlar ve Irkçılık‘‘ (InRa)araştırmasına göre, ayrımcılık çoğu zaman bireysel saldırılardan ziyade kurumsal işleyişin içinde gizleniyor.
ÜÇ YILLIK DEV ARAŞTIRMA
2021–2024 yılları arasında yürütülen ve 6 milyon Euro bütçeyle finanse edilen araştırma kapsamında Almanya genelinde 10 farklı noktada İş Ajansları, yabancılar daireleri, polis teşkilatı, adliye, sağlık, gençlik ve zabıta daireleri ile sosyal hizmet birimleri incelendi. Ayrıca dört federal kurum da ayrı bir projede mercek altına alındı. Toplam 23 alt projeden oluşan çalışma, sosyal ve beşeri bilimlerin tüm yöntemlerini kullandı.
IRKÇILIK FARKLI KATMANLARDA ORTAYA ÇIKIYOR
Araştırma sonuçlarına göre ırkçı ayrımcılık;
- Bireysel düzeyde: Bazı çalışanların kişisel tutumlarında,
- Kurumsal düzeyde: Yetki kullanımı ve uygulama biçimlerinde,
- Yapısal düzeyde: Kurallar, prosedürler ve şikâyet mekanizmalarında görülebiliyor.
Yaklaşık 13 bin çalışanın katıldığı ankette, kurum çalışanlarının genel olarak toplumdan daha yüksek oranda etnik ayrımcı görüşlere sahip olmadığı belirtildi.
Ancak dikkat çeken bir başka veri ise çalışanların yüzde 18 ila 26’sının mesleki dezavantaj yaşadığını belirtmesi oldu. Irkçı atıflara maruz kalan gruplara mensup çalışanlar, etnik köken, din veya ten rengi nedeniyle daha sık ayrımcılık yaşadıklarını ifade etti.
YASAL BOŞLUK VE DİL ENGELİ RİSK OLUŞTURUYOR
Araştırmaya göre yapısal risklerin başında hukuki eksiklikler geliyor. Almanya’daki Genel Eşit Muamele Yasası (AGG), kamu kurumları ile vatandaşlar arasındaki ilişkiyi kapsamıyor. Bu nedenle devlet kurumları tarafından ayrımcılığa uğradığını düşünen kişiler, doğrudan bu yasaya dayanarak hak arayamıyor.Dil bariyerleri ve bölgesel toplumsal iklim farklılıkları da ayrımcılığı tetikleyebilecek unsurlar arasında gösteriliyor.
MÜSLÜMANLARIN YÜZDE 80'İ AYRIMCILIK YAŞADIĞINI SÖYLEDİ
Araştırmanın en çarpıcı bölümlerinden birinde, 468 Müslüman ile yapılan çevrim içi ankette katılımcıların yüzde 80’i kamu kurumlarında ırkçı ayrımcılığa uğradığını belirtti. Ancak yalnızca yüzde 17’si bir ayrımcılık başvuru merkezine şikâyette bulundu. Katılımcıların yarısından fazlası, şikâyetlerin sonuçsuz kalacağından endişe ettiğini dile getirdi.
17 SOMUT ÖNERİ
Bilim insanları, kamu kurumlarında ayrımcılıkla mücadele için 17 öneri sundu. Bunlar arasında:
- Bağımsız şikâyet mercilerinin kurulması,
- Eşit Muamele Yasası’nın kamu-vatandaş ilişkisini kapsayacak şekilde genişletilmesi,
- Zorunlu ırkçılık karşıtı eğitimler,
- Karar süreçlerinde daha fazla şeffaflık,
- Ayrımcılığa maruz kalan gruplardan personelin desteklenmesi yer alıyor.
Araştırma, Almanya’da kamu kurumlarında ırkçılığın bireysel “istisnalar”dan ibaret olmadığını aksine sistemin işleyişine gömülü yapısal unsurlar taşıyabildiğini gözler önüne serdi.



